Anadolu’nun bazı yörelerinde,  ş sesinin s sesine düzenli olarak döndüğü lehçeleri görürüz. Bu ses değişimi bazı Kıpçak gruplarının lehçelerinde görülür. Kıpçak Türkleri bu ses özelliğini ya ilk anavatanlarındaki komşularından almışlar ya da bazı Kıpçak grupları bu ses değişiminin gördüğü yerlere yerleşmişlerdir. Yalnızca dil verileri buna karar vermek için yeterli değildir. Aynı zamanda Anadolu’nun kuruluş tarihi hakkında bilgiye ihtiyacımız vardır.

Oğuzlar, 11. yüzyıldan  itibaren  Anadolu’ya  il – oymak-oba düzeni içinde yerleşmişler ve bu düzenlerini iç göçlere, karışmalara ve devletin iskân politikasına rağmen bugüne kadar büyük ölçüde korumuşlardır. Bu sebeple  il-oymak-oba’ların farklı söyleyişlerini aksettiren ağızların Anadolu’daki dağılımı ile Oğuzların bu coğrafyaya yerleşme düzeni arasında paralellik vardır. Anadolu’da konuşulan ağızların -genel özellikler bakımından Oğuzca temeline dayanmakla birlikte- bazı özellikler bakımından doğu, batı ve kuzeydoğuda bir grup teşkil etmeleri,  bu il-oymak-oba düzeni ile yakından ilgilidir. Ağız grupları içinde grubun ortak özelliklerini taşımayan küçük ağız adacıklarına rastlamak her zaman mümkündür. Ağızlardaki bazı ses özellikleri ve ses değişmeleri ise grup sınırlarını aşar ve yerleşim tarihi verilerine göre düzenli, dil verilerine göre düzensiz sayılabilecek bir coğrafî dağılım sergiler. Türkiye Türkçesi ağızları ile ilgili bugüne kadar pek çok araştırma yapılmıştır. Geniş bir coğrafyayı ele alan ağız araştırmalarında bazen bütün yerleşim birimlerine ulaşmanın zorluğu, bazen dikkatsizlik, bir yörenin yaşattığı ve belki de önemli bir dil veya tarih probleminin çözümüne yardımcı olabilecek ilgi çekici bir özelliğin gözden kaçabilmesine sebep olmaktadır.   Bu yazıda, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde tespit ettiğimiz ve bazı Kıpçak grubu lehçelerinin karakteristik özelliği olduğu için ilgi çekici bulduğumuz  ş>s değişmesini;  bu değişmenin sistemli olarak yaşadığı Çalış (- Haymana) beldesi ağzının özelliklerini inceleyeceğiz :

haymana Çalış Beldesi Ağzı

Çalis Atatürk evi

Türkiye Türkçesi  Ağızlarında  ş>s  Değişmesi
Ahmet Caferoğlu, Türkiye Türkçesi ağızlarındaki ünsüz değişmelerini incelediği “Anadolu Ağızları Konson Değişmesi” makalesinde ş>s değişmesine pek az yer vermiştir. Makalede örnek sayısı azdır ve bu örnekler, adı geçen yörelerde sistemli bir değişmenin varlığını gösterecek bir özellik arz etmemektedir. Örneklerdeki değişmeler, kelimenin ses yapısına bağlı olarak ortaya çıkan bir benzeşme veya aykırılaşma olayını yansıtıyor gibi görünmektedir :  şaşırmak (Aydın, Afyon), sosa (Sivas), sincik (Manisa / Soma) (Caferoğlu : 1963, s.22).

Sistemli  ş>s değişmesi, ilk defa Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinin Yapalak ve Ekinözü beldelerini inceleyen bir ağız çalışmasında ele alınmıştır  (Akbaş : 1985). Birbirine 50 km mesafede bulunan Büyük Yapalak ve Ekinözü beldeleri ağzında  ş sesi yoktur. Türkçe ve alınma kelimelerdeki bütün ş’ler bu yörelerde s’ye çevrilmekte ve aslî s ünsüzü  karışıklığı önlemek üzere  ş-s  arası telâffuz edilmektedir. Bu ses özelliğinden dolayı Elbistanlılar, bu yöre halkına  ”bes essekliler” demektedirler (Akbaş : 1985, s.XII).
Gardasım  diyor biz saa bele bele etdi… yok diyor, benim nisannım  diyor… Allah  isiñi   ras getire diyollar. Gediyorki bir arap.  Seden su  adam kellesinden bir mina yapmıs  kı tek bir kelle açık galmıs. Varıyor ki bir çadır seker serbet içiyor (Akbaş : 1985, s. 85). Tunceli’nin Hozat ilçesinde yapılan bir derleme çalışmasında da bu yöre halkının ş’leri s’ye çevirdiği, ortaya çıkan karışıklıktan dolayı seyrek olarak s’leri de ş yaptığı tespit edilmiştir:

Padisahın oğluna haber vererler derler ki  iste garın  doğmus. Onların da ganı gayner. Necisis kimsiz  nolmus der ki iste biz değirmençinin çocuğuyuh onlar bi gün anaşının yanından geçerler, anası baher ki bu çocukların saçu altundır bi tene adam var çocuh aler ki tohmağı anaşının basına vura (Gülensoy, Buran : 1992, s. 122-123).

Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesi Boğazevci köyünde 1970-75 yıllarına kadar bütün  ş’lerin  s’ye çevrildiği, köyün yaşlıları tarafından ifade edilmekte ve bu  s’leşme köy halkı tarafından “köy suyunun kekre (ekşi) olması” ile izah edilmektedir (Işık : 1985, önsöz).  Soruşturma yoluyla elde ettiğimiz bilgilere göre Sivas’ın Zara ilçesi Eymir köyünde de bütün ş’ler s’ye çevrilmektedir.

Ahmet Buran’ın  Dördüncü Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı’na sunduğu bildiride, Tunceli merkez, Hozat, Ovacık, Mazgirt ve Pertek ilçeleri ve köylerinde, Malatya’nın Hekimhan ilçesi, Arapkir’in Çiğnir, Eğnir, Suceyin gibi bazı köylerinde, Akçadağ’ın merkez, Doğanşehir’in Fındık ve Günedoğru köylerinde, Elazığ’ın Saraycuh köyünde düzenli olarak  ş yerine  s kullanıldığı belirtilmekte ve bu ses değişmesinin görüldüğü ağızların daha çok Alevi-Bektaşi Türkmenlere ait olduğuna dikkat çekilmektedir (Buran : 2000 ).

ş>s  değişmesinin sistemli olarak yaşadığı yörelerden biri de Ankara’nın Haymana ilçesinin Çalış beldesidir. Burada yaptığımız derlemelerde, hemen hemen bütün  ş’lerin  s’ye çevrildiğini ve  ş ünsüzünün seyrek olarak telâffuz edildiğini tespit ettik.

Türkiye Türkçesi ağızlarındaki bu fonetik eğilim, Anadolu dışında veya Anadolu’da meydana gelen bir lehçe tabakalaşmasının habercisi midir? Bilindiği üzere ş>s değişmesi Kazakça, Nogayca gibi bazı Kıpçak grubu lehçelerinin karakteristik özelliğidir. Oğuzların 10. yüzyılın ilk yarısında Sir Derya boylarında ve kuzeydeki bozkırlarda birlikte yaşadıkları kavimler arasında Kıpçaklar da bulunuyordu (Sümer : 1980, s. 26). Bu beraberliğin izlerini 13-14. yüzyıllarda Harezm bölgesinde gelişen Türk yazı dilinde görmek mümkündür. Oğuzların Kıpçak Türkçesinden aldıkları bazı ses özelliklerini Anadolu’ya taşımış olmaları imkânsız değildir. Oğuzların Kıpçaklarla münasebeti yeni vatanları Anadolu’da da devam etmiştir.

Anadolu’ya 11. yüzyıldan itibaren Oğuzlardan başka Türk kavimlerinin de geldiğini tarihî kayıtlardan öğreniyoruz. Anadolu, 11. yüzyıldan günümüze kadar uzanan yaklaşık bin yıllık zaman dilimi içinde Oğuzları ve Balkanlardan, Karadeniz’in kuzeyinden, Kafkaslardan, Türkistan’dan çeşitli sebeplerle gelen diğer Türk boylarını da bünyesinde barındırmıştır. 12. yüzyıl başlarında Kafkas ötesinden gelen Kıpçak Türkleri, Ardahan, Posof, Ahılkelek ve Çoruh boylarına yerleştiler  (Kırzıoğlu : 1992) ve kendi lehçelerinin bazı özelliklerini Oğuz Türkçesine yansıttılar. 13. yüzyıldaki  Moğol istilası sonucunda Anadolu’ya Türkistan ve  İran’dan kalabalık Türkmen kümeleri ve Doğu Türklerinden ve bizzat Moğollardan müteşekkil zümreler geldi  (Sümer : 1960, s. 574). Anadolu’ya gelen Moğol ordusunda ve Moğolların hizmetinde çok sayıda Uygur, Karluk ve Kıpçak Türkü bulunuyordu. Faruk Sümer, 16. yüzyılda Anadolu’da sayıları az olmakla birlikte bazı Tatar obalarının bulunduğunu ve bunların Türk veya Türkçe konuşuyor olabileceklerini kaydeder.  İlhanlılar devrinde Türk asıllı beyler, Uygur ve Kıpçak menşeli idi (Sümer : 1969).  Kıpçak Türkçesi özelliklerinin yoğun olarak görüldüğü Bartın ve yöresine de Selçuklu emirlerinden Emir Çoban zamanında Kıpçak unsurlarının yerleştirildiği bilinmektedir  (Korkmaz : 1994, s. 55). Etnik yapıdaki bu çeşitliliğin çok belirgin olmamakla beraber Anadolu’nun dil yapısını etkilediği ve bazı yörelerde bir lehçe tabakalaşmasının oluşumuna sebep olduğu muhakkaktır. Yerleştikleri yörenin baskın dil özelliklerine uyum gösteren Oğuz dışı Türk unsurları, bazen kendi lehçelerinin bir veya birkaç özelliğini ağızlarında saklamış ve yaşatmışlardır. Anadolu’daki lehçe tabakalaşmasının en iyi örneklerinden Türkiye Türkçesi Ağızlarında  ş>s  Değişmesi ve…  45biri, Bartın ve yöresi ağızlarıdır. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Oğuz Türkçesinden gelme özelliklerin yanında Orta Asya Türkmen lehçesi  (-yIn, -yIz) ile Kıpçak lehçesi  (ñ>y, g>v) özelliklerinin de korunmasından hareketle bu yörede bir Oğuz-Türkmen-Kıpçak ağız ve lehçe tabakalarının bulunduğunu tespit etmiştir (Korkmaz : 1994, s. 42). Hatta D. Sinor, bazı leksik ölçülere dayanarak Anadolu’da yaşayan Türk nüfusun, birçok Türk soyunu veya Oğuz ve Kıpçak gibi en az iki boyu temsil eden bir karışım olduğunu iddia eder (Sinor : 1996, s. 30). Böyle bir lehçe tabakalaşmasının varlığını ispatlamak için  ş>s değişmesinin görüldüğü yörelere başka unsurların yerleşip yerleşmediği hususu, arşiv kayıtları ve diğer tarihî belgeler yardımıyla araştırılmalı ve adı geçen yörelerde mukayeseli bir tarih araştırması yapılmalıdır.

Biz, bu yazının ikinci bölümünde sistemli    ş>s  değişmesinin korunduğu  Çalış (Ankara-Haymana) beldesi  ağzının özelliklerini inceleyeceğiz:

Çalış Beldesi  Ağzı

Çalış beldesi, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı 400 hanelik küçük bir yerleşim merkezidir.1 Haymana’nın 18-20 km. doğusundadır. Civarında harabeler vardır. A. Candar’a göre  çalış kelimesi  ”melez” anlamında olup “iki boyun birleşmesinden doğan yeni bölüğe verilen addır”2 (Candar : 1938, s.4). Yöre halkı, kendilerinin Ulukışla tarafından geldiğini söylemektedir .

Başbakanlık Arşiv Belgelerine göre Halep Eyaleti,  İskilip, Osmancık ve Saz Kazaları, Ankara Sancağı (Candar : 1935), Yeni  İl Kazası, Haymana Kazası, Adana, Sis Sancağı, Niğde Sancağı, Karahisar-ı Sahip Sancağı’nda ve diğer bazı sancaklarda “Çalış, Çalışlar, Çalışlu” oymak, aşiret ve cemaatleri bulunmakta olup bunlar “Türkmân Yörükân” taifesinden kabul edilmektedir

1:)  Avanos, Safranbolu, Görele ve Keskin ilçelerinde de  ”Çalış” isimli yerleşim birimleri bulunmaktadır (Köylerimiz : 1963, s. 152).
2:)   Çalış: çarpışma, cenk (Tarama Sözlüğü, C. II, s. 811); sası (Kuman Türkçesi); yarı melez (Kırgız Türkçesi ); eğri (Kazan Tatarcası) (Clauson :1972, s. 421).

Faruk Sümer,  Oğuzlar adlı eserinde Dulkadirli eline mensup oymakların 16. yüzyıl başlarında Ankara’ya kadar geldiklerini ifade ederek Dulkadirli elinin başlıca Ağca-Koyunlu ve Emir boylarından meydana geldiğini ve Ağca-Koyunluların  en önemli obalarının Çalışlu, Musa Hacılu, Kozanlu, Hamidlu olduğunu belirtir (Sümer : 1980, s. 176).

117 numaralı ve 929/1522 tarihli Tahrir Defterinin 547-548. sayfaları Haymana Kazası, Cemaat-i Çalışlu’ya ayrılmış olup o tarihte cemaatte 110 nefer, 54 hane bulunduğu ve bunların ziraatle, hayvancılıkla meşgûl olduğu belirtilmiştir. Defterde kayıtlı  İslâmî isimlerin yanında Sevindik, Bay Timur, Kaymas, Çalış, Ödül, Saru, Kaçmaz, Yeni Bey, Kulağuz, Sülü (?), Alp Kara Esen Bey, Celepverdi, Güvendik, Alpay, Yitilmiş, Satılmış, Erdoğdu, Karagöz, Turahan gibi Türkçe şahıs isimleri son derece ilgi çekicidir.

742 numaralı ve 1261/1845 tarihli Temettuat Defterinde ise Haymana Kazasına bağlı Çalış ve Tutak köylerinin emlâk, arazi ve mallarının miktarı verilmekte ve yöre halkının ziraat ve hayvancılıkla geçindikleri kaydedilmektedir.  Belde halkından bir yaşlı, kendilerinin çevredeki diğer köylerden farklı olarak Türk değil Türkmen olduklarını, Türklerin  İslâmiyet’i kılıç zoruyla, kendilerinin ise peygamber namesiyle yani isteyerek kabul ettiklerini belirterek Türk-Türkmen arasındaki farkı bir halk rivayeti ile açıklamaktadır

3:) Faruk Sümer’e göre bugün Orta ve Batı Anadolu’da bazı yerlerde Türk, Türkmen, Yörük köyleri yan yana bulunmaktadır. Türk adıyla vasıflanan köyler, o bölge veya yörenin Selçuklular ve beylikler devrinden beri yerleşmiş en eski Türk halkına ait olanlardır. Türkmen köyleri ise 17. yüzyıldan itibaren orta ve sonra Batı Anadolu ile Marmara Bölgesine göç etmiş Boz-Ulus, Halep Türkmenleri ve Yeni-il’e mensup oymaklar tarafından meydana getirilmiş olanlardır. Ankara – Konya arasındaki bölgede yaşayan Türkmenler, Bizans hükümdarlarına karşı Türklerin ve İslâm’ın en güçlü seddi olmuşlardır (Sümer  : 1980, s.174).

İncelediğimiz metinler çerçevesinde yörenin başlıca ağız özellikleri şöyledir:

1. Yörede kullanılan ve yazı diline göre farklılık arz eden ünlüler şunlardır:

ė: (kapalı e) : Boğumlanma noktası  e-i arasından olan bir ünlüdür. Anadolu’nun pek çok yerinde duyulan bu ses, bugün yazı dilimizde  i veya e’ye dönmüştür. vėrdi  (I/2), yėrim  (II/1), ėyce  (VI /1), gėtdi (VII /5) Bu ses  hėç (III/7), cėhizini (III/3), çėşme (III/5) gibi alınma kelimelerde de bulunmaktadır.  bėle”böyle” (I/1) kelimesinde y ünsüzünün daraltıcı etkisi e>ė değişmesine sebep olmuştur.

á: Boğumlanma  noktası  e-a arasında olan yarı kalın bir ünlüdür; damak ünsüzleri yanında meydana gelir. yemấmizi (IV/I), emấyinen (I/2)

ó  : Boğumlanma noktası  ö-o arasında olan yarı kalın bir ünlüdür; damak ünsüzleri yanında duyulur. kóyünde (I/1), górdüñ (I/1), dókerim (II/1)

ú: Boğumlanma noktası ü-u arasında olan ve á, ó ünlüleri gibi damak ünsüzleri yanında duyulan yarı kalın bir ünlüdür. yúñ (VIII/2), gúççük (I/3), gúnesde (VI/2) ú ünsüzü, damak ünsüzü taşımayan  úçún (VIII/3) kelimesinde kalınlıktan incelmeye gidişin ara basamağını yansıtmaktadır. á, ó, ú ünlüleri, sadece Çalış beldesinde değil,  İç Anadolu Bölgesinin birçok yerleşim biriminde duyulan seslerdir (Karahan : 1996, s. 118).

2. Yazı dilinde bulunmayan ünsüzler de şunlardır:

ś  : Boğumlanma noktası dişe doğru kayan bir ünsüzdür.  ş>s değişmesinin ara basamağını yansıtmaktadır. Bu yöreye has bir sestir. atmıś (I/1), kiśi (III/1), genś (< genş < genç) (III/2)

4:)   İnceleme ve metinlerde kullanılan özel harfler şunlardır : ā, ē, î, i, ō, å, ū, ǖ (uzun a, e, ı, i, o, ö, u, ü), á (a-e arası yarı kalın ünlü), í (ı-i arası yarı kalın ünlü), ó (o-ö arası yarı kalın ünlü), ú (u-ü arası yarı kalın ünlü),  ė(kapalı e), ñ (damak n’si),  ġ (dip damak g’si), ģ (kalın ünlü yanındaki ön damak g’si), ĺ (kalın ünlü yanındaki ince l), ķ (ince ünlü yanındaki orta damak k’si ), ś (ş-s arası ünsüz), ú (hırıltılı arka damak h’si)

ú : Arka damakta boğumlanan bu ünsüz,  k’nın sızıcılaşmasıyla meydana gelir. Doğu Karadeniz ve Batı Anadolu Bölgeleri dışındaki birçok yörede bu ses duyulmaktadır (Karahan : 1996, s. 121). hırsızlıú (I/3), yapmıyaú (I/3), ġasıú (V/2)

ñ : Orta ve arka damakta boğumlanır. Bu ses, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz Bölgeleri dışındaki birçok yörede farklı duyulma oranlarıyla yaşamaktadır. (Karahan : 1996, s. 19). annemiñ (I/1), canıñ (I/1), añar (III/1)  Diş ünsüzü  n de, bazen damak ünsüzüne çevrilebilmektedir. assıñ (I/1), ossuñ (I/1)

ġ : Kalın ünlülerle kullanılan bu ünsüzün boğumlanma noktası arka damaktan dip damağa kaymaktadır. Bu ses, daha çok  İç Anadolu Bölgesinde duyulur (Karahan : 1996, s. 127).  ġoñsular (VIII/3), ġırarıú (VII/2), ġalbırlarıñ (VII/3)

3. Ses düşmesi ve hece kaynaşması sonucu ortaya çıkan ünlü uzunluklarına, araştırma bölgemizde sıkça rastlanmaktadır. Aynı sebebe dayalı uzunluklar birçok yöremizde, özellikle  İç Anadolu Bölgesinin diğer yerleşim birimleri ile Batı Anadolu Bölgesinde görülür (Korkmaz : 1959, s.10-16; 1977, s. 37). ōlanınan (III/1), åretmeniyim (I/1), sōna (I/3), sålim (II/1), ġassīnı (III/3)  ”yīkarıú “(V/2) kelimesinin ilk hece ünlüsü bu yörede uzun telâffuz edilmektedir. Ses düşmesi bazı kelimelerde diftonga sebep olmuştur. daa (X/3), saa (I/3), leenineçe (III/3)

4. İlerleyici dil benzeşmesinin, gerileyici dil benzeşmesine göre daha baskın olduğu bu yöre ağzında, bazı kelime ve ekler, birleştikleri kelimenin ses yapısına tâbi olmuşlar, alınma kelimeler, ses yapılarını değiştirmişlerdir. borçluyudu (I/2), varıdı (I/2), iĺāzımısa (III/3), cesurumus (VIII/1), bunnarınan (I/2), şurdakı (VIII/3), birez (VIII/1), rahmatlık (VIII/1) ”sabāliyin” (II/1) örneğinde ise y ünsüzü benzeşmeyi engellemiştir. İlerleyici benzeşme, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgesi dışındaki ağızların karakteristik özelliğidir (Karahan : 1996, s.5). Türkiye Türkçesi Ağızlarında  ş>s  Değişmesi ve…  49Kalınlık -incelik uyumunun hâkim olduğu Çalış beldesi ağzında bu uyum, damak ünsüzleri yanında bozulmuştur. yemấmizi (IV/1), emấyinen (I/2), gidilecāse (II/2), kóyünde (I/1), górdüñ (I/1) Damak ünsüzlerinin sebep olduğu bu uyumsuzluk, genellikle  İç Anadolu Bölgesinde görülen bir uyumsuzluktur (Karahan : 1996, s. 119).

5. Bazı kelimelerdeki dudak ve diş-dudak ünsüzleri yanında bulunan ünlüler bu yöre ağzında, yazı dilinden farklı olarak düzdür. ģavır (I/3), tavık (II/1), davıl (X/4),  ġalbırlarıñ (VII/3), çamıra (VI/2), yımırta (VII/2) Bu kelimeler,  İç Anadolu Bölgesinin birçok ağzında düz ünlü taşımaktadır (Karahan : 1996, s. 121).

6. Diğer Anadolu ağızlarında olduğu gibi bu yörede de orta hecede vurgusuzluk ve y ünsüzü etkisiyle ünlü daralması görülmektedir. isdiyen (I/2), Avrupıya (I/2), arıyıp (I/3), yapmıya (I/3), sabāliyin (II/1), salmıyıncıú (I/1) Orta hece ünlüsü, bazı kelimelerde düşmüştür. irelde (X/1), ėyce (VII/1), orda (IX/1)

7. Yörede, ön damak ünsüzü  k’nın boğumlanma noktasını  -yanındaki ince ünlülere rağmen- orta damağa doğru çekme eğilimi dikkat çekicidir. Bu özellik, İç Anadolu Bölgesinin başka yörelerinde de görülür (Karahan : 1996, s. 126). Türķ (I/3),  şeķer(II/1), eķmeķ (II/2)

8. Araştırma bölgemizin en ilgi çekici ünsüz değişmesi  ş>s değişmesidir. Bu yörede  ş ünsüzü, kelimenin neresinde bulunursa bulunsun s’ye çevrilmekte,  ş ünsüzü seyrek olarak ve özellikle çocuklar tarafından kullanılmaktadır. Değişme, çeşitli sebeplerle bazen yarım kalmakta ve  ş sesi,  ş-s arası dişe yakın bir yerde boğumlanan s sesine dönüşmektedir. gúnesde (VI/2), olmus (I/1), dısına (I/1), is (II/2), bas (II/2), ülesirik (IV/2),  ġasıú (V/2), gúmüs (V/2), atmıś (I/1), kiśi (III/1), genś (<genş<genç) (III/2), sasdıú (IV/1)


Diğer bazı ünsüz değişmeleri:

k>g  : ġapısından (I/1), ġocam (I/2), ġuzum (I//3), ġılarım (II/1), gendi (X/1), sapgasını (VIII/3), esgi (X/1). t>d : datlıca (II/2), dutar (III/4), düzeldirim (I/1), isdiyen (I/2) s>z : zabah (III/7), ziniyeçe (III/6) ğ>v5  : bavırır (III/2), davıdırıú (IIII/2) ş>h6  : hindi(şimdi” (IV/1) ğ>y : deyil (X/2) ñ>y7 : ōluyun (X/4) v/f : maf(mahv) (VIII/1) z>s : uyus (VI/2)

9.Yörede, şu ünsüz benzeşmeleri çok yaygındır:

ls>ss : ossuñ (I/1), assıñ (I/1) rl>ll : idellerse (II/2), diller (X/2) nl>nn : bunnarınan (I/2), onnarı (I/3), ġadınnardan(III/1) zs>ss      : yīkanmassa (VI/4) ”többeler” (X/4) örneğinde vb>bb, “ānadıññı”(VIII/1) örneğinde de ñm>ññ benzeşmesi olmuştur.

10. ğ ünsüzü hemen hemen bütün kelimelerde eriyerek kaybolmakta ve ünlü uzamalarına ve diftonglara sebep olmaktadır. dōma (/1), åretmeniyim (I/1), bulacām (I/3), çıırrıú (IV/1) h, l, n, ñ, r, y de örnekleri az olmakla birlikte, bu yöre ağzında düşebilen ünsüzlerdir. baaçiye (II/2), kaktīmda (II/1), nası (VI/4), reçberlik (IX/5), saa (I/3), sōna (I/3), gótürüdü (VIII//2), åle (IX/ 5), båle (VIII/3), bėle (I/1),

5:)  Z. Korkmaz’ın Bartın ve yöresi ağızlarında kurallı olarak tespit ettiği ve bir Kıpçak lehçesi özelliği kabul ettiği ğ>v değişmesi  (Korkmaz : 1994, s. 3), Çalış beldesinde sistemli değildir.
6:)  Sadece hindi kelimesinde tespit ettiğimiz bu değişme, daha çok İç, Batı ve Akdeniz bölgelerinde belirli bazı kelimelerde görülmekte, ancak  hindi kelimesinin değişik varyantlarına yukarıdaki bölgeler dışında da rastlanmaktadır (Demir : 1996, s. 66).
7:)  Bu değişmenin sadece ilgi hâli eki önündeki teklik 2. şahıs iyelik ekinde görülmesi, bir hecede iki damak n’sinin söylenmesinin zor oluşundandır (Karahan, 2000).

11. Bazı kelimelerde ünsüz düşmesi sonucu hece kaynaşması görülmekte ve düşen ünsüz, kelime içinde ünlü uzamasına sebep olmaktadır. Bu ses olayına, İç ve Batı Anadolu ağızlarında sıkça rastlanır (Karahan : 1996, s. 132). o zamanādar (IX/4),  ēmize (IV/2), sålim (II/2), îsini (X/1), niyēsiķ “niye eksik”(I/1)

12. Yörede tespit ettiğimiz en ilgi çekici ünsüz türemesi,  teklik 3. şahıslarda -DI ekinin sonunda karşımıza çıkan n türemesidir. Bu türemeyi İç, Batı ve Kuzeybatı Anadolu ağızlarında soruşturma yoluyla dağınık olarak tespit ettik. akrabamızıdın (VIII/1), varıdın (VIII/2), yoğudun (VIII/2), olmasaydın (VIII/1), neneydin (X/3) ”sōnam” (VII/3), “ġālim” (VI/4) kelimelerinde  m,  ”salmıyıncıú ”(I/1) kelimesinde h , “ayit” (X/4) kelimesinde de y türemesi olmuştur. Ön, iç ve son seste tespit ettiğimiz  şu ünlü türemeleri, diğer Anadolu ağızlarından farklı değildir.  ırahmetli (VIII/1), iĺāzımısa (III/3), ireyis (VIII/5), edirafda (VI/4), haziretleri (IX/4), gózelcene (III/2), didikine (V/3). Son iki örnek ise türeme ünlü ve ünsüzlerle, ses yapısını genişletmiştir.

13. Yöre ağzında, yer değiştirme ve ikizleşme örnekleri de görülür. torpak (V/1), irelide (VIII/1), tahrana(VII/1),  ġaplā (kalpağı) (VIII/2),  ġassīnı(III/3), gúççük (I/3), yassıú ((VI/4), assā (VI/4),  ġaddar (VIII/6) Doğu Anadolu Bölgesi ağızlarında belirli sesler arasında ortaya çıkan sistemli yer değiştirme, bu yörede yoktur

14. Çalış beldesi ağzında  şimdiki zaman eki,  -iy, -ir’dir.8 Yazı dilinin etkisi ile -yor eki de kullanılmaktadır. oliy (II/2), düziyler ((III/3), isdir (II/2), bekliyik (IV/1), isdiyim (III/4), isdiyiñ (III/4), tuvarlıylar (VI/4), bilmiyim (IX/5), yapıyoduk

8:)  Z. Korkmaz’a göre bu şimdiki zaman eki, Avşar boyunun bir özelliğidir ( Korkmaz 1971, s.26).

Dar ünlülü  şimdiki zaman eki, Kozan, Kadirli, Gaziantep ve Kahramanmaraş’a yerleşmiş Türkmenler arasında kullanılmaktadır.Bu eke, Bafra, Çarşamba, Ordu, Giresun, Malatya merkez, Arapkir, Hekimhan, Akçadağ, Suşehri, Divriği, Kangal, Turhal, Niksar, Şereflikoçhisar, Haymana ve Kayseri’nin bazı yörelerinde de  dağınık olarak rastlanır (Karahan, : 1996, s. 144-145).

15. Gelecek zaman eki  -AcAk; bu yörede  tonlulaşma, erime, incelme, daralma veya kalınlaşma yoluyla yapısını değiştirmiştir.9  yıaciyik (IV/ 2), dolduraciyik (IV/2), tuvarlanacām (VI/4), gidecāz (VIII/3)

16. Çokluk 1.  şahıs eki bütün kiplerde  -(I)k  olmakla beraber yazı dilinin etkisi ile -Iz eki de kullanılmaktadır. bekliyik (IV/1), yıaciyik (IV/2), yapmıyaú (I/3), oturruú (II/2), Türķmeniz (X/1), gidecāz (VIII/3) -(I)k eki, istisnaları olmakla birlikte İç Anadolu Bölgesinde yaygın olarak bütün kiplerde kullanılan bir şahıs ekidir (Karahan : 1996, s. 137).

17. Çokluk 2. şahıs emir eki, yazı dilinden farklı olarak aslî şeklini korumaktadır. gitmeñ (VIII/4)

18. Zarf-fiil eki  -A ve  -IncA, bu yörede   -I  ve   -IncI   şeklinde kullanılır. diyi (V/1), buñalıncı (VIII/3), salmıyıncıú (I/1). Bu daralma, özellikle  İç Anadolu Bölgesi ağızlarında sistemli olarak görülmektedir (Karahan :  1996, s. 135).

19. -çA ekinin  -A kadar işlevi, bu yörede canlı bir  şekilde yaşamaktadır. leenineçe (III/3), orıyaça (III/5), ziniyeçe (III/6)

9:)  Gelecek zaman ekinin daralmış ve incelmiş şekli, Z. Korkmaz’a göre bir Avşar boyu özelliğidir (Korkmaz 1971, s.
METİNLER

Derleme Yeri  :

Çalış Beldesi (Haymana)

Anlatan           : Bostan Gök Yaş                 :60

Derleme Yılı  : 1996

Konu              : Hatıralar,  âdetler, gelenekler, günlük işler

Atmıś yasındayım. Çalıs kóyünde dōma böyümeyim. Cicim11 åretmeniyim. Ben annemiñ ġapısından bu yannı yaparım. Benim annem isde okula salmadı. Annem okula salmıyıncıú bėle dısına -annem dokumacıyıdı- dısına bakardım.“Anne sura niyēsiķ olmus?” dirdim ”Allah canıñ assıñ, oray da mı górdüñ?” dirdi. “Ossuñ düzeldirim, Kúrdüñ góçü gelir geçer” dirdi.

(2) Annem beni isdiyen oldu, vėrdi. Ġocam Avrupıya gitdi. Babası borçluyudu. Babasınıñ borcunu ödemeye  ġızısdı.12 Ben de bunnarınan elimiñ emấyinen neyinen, dört tane çocūm varıdı, onnarı ne yavan yidirdim, ne yalın giydirdim.

(3) Sōna bi ev yapmıya ġızısdım. Bi gúp para doldurdum, samanlaa kómdüm. Gúççük ōlum didi kine, anne ben seniñ parañı arıyıp bulacām. Arıyıp da bulma  ġuzum didim. Ben size ev yaptıracām. Gel saa gósderdiyim didim. Birbirimize hırsızlıú yapmıyaú didim. Türķ parası, ģavır parası elime ne gesdiyse onnarı doldurdum. Keseniñ içine kómdüm. Ondan sōna bu eviñ kerpicini kesdirdim.   - II - (1) Sabāliyin kaktīmda Alla izin verirse namazımı ġılarım, iptil.13

10  Metinler 1996 yılında derlendi. Kaynak kişiler Bostan Gök ve İbrahim Koyuncu‘ya  derleme sırasında gösterdikleri yakınlık ve yardımlardan dolayı  şükran borçluyum. İbrahim Koyuncu artık hayatta değil. Allah gani gani rahmet eylesin. 11:)  cicim: bir tür kilim 12:)  ġızısmak: kızışmak, girişmek, başlamak 13:)  iptil: önce

Ondan sålim, yėrim müsayid ise  ġuranımı okurum. Ondan sōna bi besmele çeķer okurum ġabiristana. Ġapıya çıkarım. Mallarıma bi saman dókerim, yem dókerim, giderim tavıklarımı  ġoveririm,  ġazlarımı ġoveririm.14  (2) Ondan sōna gelirim, gelinlerim yemek hazıllar. Oturruú barabar datlıca yirik. Ondan sålim, yidim miydi ġāli kakarıú. Eviñ işini górdüm müdü bāçiye gidilecāse bāçiye giderim. Evde  ġalınacāsa evde  ġalırım. Gelinnernen barabar eķmeķ idellerse eķmeķ iderim. Ne is górüllerse benim de evim ayrı ya, benim de oliy. Biñ bas ne isderse bir bas da onı isdir.

- III -

(1) Ōlanınan ġız birbirini isdedi midi iki üç kiśi ġarı olur, ik üç kisi de erkeg olur, giderik söz almıya.  Ġadınnar  ġadınnardan sözünü alır. Allahıñ emrini añar. Erkekler de imamı gótürür. Onnar da erkeklerden sözünü alır. Allahıñ emrini añar.

(2) Ondan sōna gelirik,  ġonuyu  ġomsuyu okuruú,15 bi sandık ġırmamız olur bizim. Ġızıñ gelini, yengesi neyi olursa gelir, eline bi dene sandıg alır gelir. Lokum sandī alır gelir, sandī ortalā ġor, üsdüne oturur. Sandık ġırılmiy diyi bavırır yakınlarına. Gónünden ġopan bi milyon vėrir, iki yüz elli vėrir, bessüz vėrir. Sandī  ġırarıú. Ondan sōna  ġonuya ġomsuya āzımız datlossuñ, Allahıñ emri çok şükúr, mesud ossuñ iki genś diyip bunu gózelcene davıdırıú.

(3) Ondan sōna düúne gelirik.  Ġızıñ bazarlī gelir.  Ġızıñ essasını düzeller, eviñ içine ezeli16  ġapıya asıydık. Hindi eviñ içine düziyler cėhizini.  İki  ġat yatak iderik. Ondan söylim  ġabını  ġassīnı alırıú. Ġızıñ neyi iĺāzımısa süpürgesineçe, leenineçe. Neyi iĺāzımısa onnarı hep alırıú.

(4) Damadı giydiriller, kuśatıllar. Gelin de giyindi. Taksileri süsleller. Ondan sōna geliller, ġapınıñ óne geliller. Ġapıñız ardına durur, bizim adetimiz. Ne isdiyiñ? Ondan sōna bėssüz isdiyim, iki yüz isdiyim isde, bi milyon, bės milyon isdiyim. Hemen onu veriller. Ġapıyı açallar. Kardesi varsa kardesi dutar  ġolundan, yengesi varsa yengesi dutar.  İki kiśi gelini gótürüller taksiye, damatıñ bórüne bindiriller.

(5) Gelini gótürüller, gezmiye gótürüller. Bizim bi Hacı  Āmediñ çėşme diller, ta orıyaça varıllar. Haymana yoluna gideller.

(6) Düún ası ġurarıú.  İneķ keseller, tosun keseller. Dört bes ġazan ġurarıú, pilav bisirrik. Gelin indi midi ålen bakarıú ki okunur, okundu mudu, pilavları salarıú. Salarıú zinileri bi yere. Yüz ziniyeçe doldurruú. O ası bisiren de benim. Hacılarıñ aśını ben bisirrim. Düún  aśını ben  bisirrim. Bisirrik  gózelcene. Oturullar yiller, bi fatiha  ideller.

(7) Gelin geldi eve. Gelin geldi, Alla  izin verirse zabah oldu mudu, bizim bi kekil duamız dirik, keserik. Saçından hėç bi  şiysinden almasaú su arkasından icicik su  ġadar alırıú. Duamızı iderik. Hediye vėriller geline.

– IV-

(1)Tarlada kimyon  ġavrarıú.17 Kimyoñ otunu aldıú hindi. Ondan sålim gúpre sasdıú. Ondan söylim hindi18 ermesini bekliyik. Horantacak19 giderik orıya, yimeklik gótürrük orıya. Orda bunnara pilav bisirrik, çay bisirrik. Yemấmizi birimiz çıkar hazırlarıú. Yolarıú senliğnen, türkúler çıırrıú.  (2) Ondan sölim siy derik, ikiye bölünürük. Onnar su yannıyı ülesir, biz su yannıyı ülesirik. Ġavrarıú ki sele canlar dayanmaz. Ta ėle ġavrarıú. Ondan sålim, onu eve getirrik, içeri atarıú gózel. Kúllüyse elerik. Ēmize çuvallara mı dolduraciyik, yėrimiz müsayitse yėre mi yıaciyik? Yıarıú.

-V-

(1) Dōmda isde geliniñ sancısı dutdu mudu çıırır beni.  İki geliniñ ikisiniñ de ebesi benim, çıırır, gelirik sancısı dutdu mudu. Sindi ana sālaa gótürrük. Ezeli, evde dōm yaparıdı. Góbāni keserdik‚ çocū yatırırdık. Ondan sålim gelin de yatarıdı. Anayı üsütmezdik. Ezeliniñ dōmu. Üsütmezdik. Altına torpak dókerdik. Üsümesiñ diyi dókeridik. Sindi dókmüyük ġāli. Dókmüyük.

(2) Kırkladın, altın  ġoruú suyuñ içine. Altın ġoruú, gúmüs  ġoruú, kilit ġoruú. Ondan sålim para atarıú ġırkında. Bunu bebē yīkarıú. Yīkadı

14:)  ġovermek: bırakmak, salmak (<koyu vermek)
15:)  okumak: davet etmek, çağırmak
16:)  ezeli: önceden
17:)  ġavramak: ekin biçmek
18:)  hindi: şimdi
19:)  horanta: bir çatı altında yaşayan aile efradı

mıdı bu para ne atdıımız siyiñ suyunu bebeniñ basından dókerik. Kırú ġasıú su sayarıú. Onuñ içine, atarıú. Bebeniñ basından dókerik.

-VI-

(1)Bizim kóyümüzde bi  ġayanıñ yanında uyus pınarı dillerdi, o varıdı. Milletiñ gódesinde yara gibi ney gibi çıkdı mıdı gelillerdi. Ben de gúççüğüdüm tabi. Bizim orda bāçemiz varıdı, kayanıñ yüzünde. Bebeleriñ basında ebemi beklerdim. İcik olçumudum20 heralde.

(2) Uyus pınarına dillerdi, ġarılar geldi dillerdi. Hemen ġopusur,21 varırdık. Çamıra bölenillerdi.  İcik22 gúnesde oturullardı. Ondan sōna yıkanıllardı. Hindi onu ġonsu gótürdü. Ġapısınıñ óne bi çėsme durdurdu. Yani, hindide biz orda bāçemiz öldü. Biz de gitmiyik, geleni de görmiyik.

(3) Aziziñ hoca da mıkdarıdı. Altı dene kóyümüze çėsme ġurdurdu. Benim  ġardeslerim de esgerdeydi. Kemal  ābim burdayıdı.  Ābim ile barabar ġazdım. O argı ikimiz ġazdıú, Kemal Ābiminen ikimiz ġazdıú.

(4) Bi hayırlı bacı varıdı. Gendi topalıdı, yassıú. Su yoú. Bez belek yıkanmassa bebe böyür mü? Ondan sålim. Çuval dirik biz. Çuvalıñ içine girmis. Çėsme akarsa dimis, siyim so depeden tuvarlanacām23 dimis. Çėsme nası akdıysa bunu çuvala  ġoyyolar, tuvarlıylar, yüzün assā. Kóyümüz  ġurtuldu. Ondan sōna da kóyümüze mıkdar gelen  ġālim, edirafda ne su varısa getirdi.

-VII-

(1) Senelik yuka yaparıú. Bazlama yaparıú. Kómbe24 yaparıú. İrmik helvası yaparıú. O da āsama yinir. Tahrana yaparıú. Tahranayı gózelcene yōrdu süzdürrük. Yālı yōrt çalarıú, süzdürrük. Gózelce, ėyce süzer.

(2) Ondan sålim içine gózel iki tomatis çirperik,25 nane atarıú. Ondan gendi hamırını isde, yōrduñ ne ġadarısa oña góre yımırta ġırarıú.                                                  20  olçum: geveze; her işe karışan. 21  ġopusmak: kopuşmak, koşuşmak  22  icik: azıcık 23  tuvarlanmak: yuvarlanmak. 24  kómbe: bir çesit ekmek 25  çirpek: ufak parçalara bölmek
İki ġossam26 avıç içine un atarıú. Gózelcene, buna icicik de maya ġoruú. Bunuñ üsdünü örterik.

(3) Bakarıú maya gelmis. Gózelce bu tahranayı gúççük gúççük ġalbırlarıñ, gózerleriñ27 üsdüne, ondan bi çadırıñ üsdüne gúnese  ġoruú. Tepidi midi28  ġalbırı yatırrıú.  Ġalbırıñ üsdüne  ġor öveleye öveleye29 sapsarı olur. Överik, ondan sōnam onu icicik gúnde sele gózelce ġuruduruk. ****

Derleme yeri     : Çalış Beldesi (Haymana)

Anlatan             :  İbrahim Koyuncu Yaş  83

Derleme Yılı    :  1996 Konu

:  Hatıralar, beldenin tarihi

- VIII-

(1) …Irahmetli Atatürķ burıya geldi. Şu irelide bi oda var, gideriken gósdersiñ, tarihî oda, hah o odıya geldi, rahmatlık. Bizim de birez akrabamızıdın, ġosusduk geldik yani. Ama, yatdī yėr nur ossuñ o atanıñ, ānadıññı, o olmasaydın maf olduyduk. Maf olduydug  emme çok cesurumus. Hiç gorkmayıñ didi, geldî gibi gider didi. Yalıñız niçin tasınmadıñ didi Hacı Mevlüd āya.

(2) Bunda  āmız varıdın,  İstanbul seferi yapardın, yúñ gótürüdü; davar,  ġoyun davarı gótürüdü. Niçin taśınmadıñ didi. Bu alçak buruya ġadar gelmis de didi. Efendim, nakliyam yoğudu didi. E, benden nakliya isteyeydiñ didi. Düsünemedim pasam didi. Rütbe yoğudun üsdünde. Yalıñız asgeri elbise varıdı. Böle bi kırmızı hanı şiyler var a, ay yıldızlar, falan fiĺan, rütbeler, asgeri rütbeleri. O rütbelerden yoğudu. Üç ġulaklı bi şapgası varıdı. Bi buradan båle, alt ġulā, bi burdan, bi burdan, üç båle şey, asgeri, ġaplā30  varıdın. 26  ġossam (<kosam): avuç 27  gózer: iri gözlü büyük kalbur 28  tepimek: hamur, yufka vb.’nin hafifçe kuruması 29  övelemek: ovmak 30  ġaplā: kalpağı
31 sarı saçları varıdın, båle daranmıs saçları var. Birez buñalıncı söle eline sapgasını aldı, båle dutdu, såle såle bir ġaç salladı. Salladıkdan sōna, niçın didi tasınmadıñ didi. Biz de tasınmağ úçún karar aldıydık. Konya kóylǖnden bir Kuzanlı kóyüne, oruya gidilmesi úçún ġonusdular. Bizim  şurdakı odada, giderken gósder. Orda ġonusdu ġoñsular. Kuzanlı kóyüne gidecāz, gidemediler, bi engellig oldu.

(4) Atatürķ haziretleri geldi daksiynen. Eyvah didiler, såle bi ellerini vurdular. Hasat yapıyoduk. Hanı çakmaklı düvenlernen, saman hasatı. Eyvah  ģavır girdi kóye didiler. Biz  ġosusduk, üs dört çocuú burdan. Ulan gitmeñ didilerse de eñ óğü ben aldım.  İnan ossuñ båle. Eñ óğü ben aldım mardım. Baúdım, Alla Alla, dimdik, góksü ireli, efendime sölim. Şo kaşları birbirine girmis, båle ayrı deyil. O yannı, bu yannı ayrı deyil, dopdan ġaş.

(5) Atatürķ hėç ġorkmayıñ didi, geldî gibi gider didi. Yalıñız niçin tasınmadıñız didi. Çoluk çocū nie ġırdırmeya mı havassıñız yoğusa didi. Hayır pasam didim. Hayır didi bunnarıñ hepsi bizim evĺadımız didi, feĺan. O zamanādar birez  ġonuşdular. Ben de dikgatli bakdım. Vallayi billayi orduda båle bir subay górmedim. Çok bu odıya geldi gėtdi ġaymakam, efendime sålim ireyis,  şübe reyisi,  şunnar bunnar geldiler. Biri beñzemedi hėç buña, bu adama.

(6) Ondan sōna bi duyduk ki Sakarya’dan savas açılmıs. Bas ġumandannık meydan muharebesi açılmıs, okumuś biliy, okumuś olmıyanlar bilmiy efendim. O ġaddar millet kór ki sorma.

– IX -

(1) Benim babam Batum’da Bakova varmıs, ordaymıs. Ermeni pėsindeymis. Geldi buruya annatdırdılar oña, didiler ne yapdıñız yav? Båle båle yapdıú, Ermeniniñ pėsine düşdúk. Batum’ dan geliyorum. Bir pasa varıdın orda. Kara Kâzım Pasa. Kara Kâzım Pasa, çocuúlar dimiş, bi çayıra diyi, otutdurdu diyi, diz çókdürdü diyi. Kemaĺ Pasa çaardı, beni didi diyi. Kemaĺ Pasa çaardı. Efendime sålim. Orıya gidecām. Memleketiñizde çolūñuzu çocūñuzu górüñ, Yonan Gellibolu’dan girdi didi diyi. Eh ondan sōna efendime sålim. Sur alınmıs, dusman ġovuldu. 31  dalan: ince, narin, zarif
Duyduk yeñildi dusman. Allah canını aldı.

(2) Şurda Cürúk kóyü var. Türķ kóyü, yani Türķ diller onnara. Bu kóyden bizi  ġoymamaú isdemişler. Bizim kóyü  ġoymamaú isdemişler. Onnar bizden eveli kóy. O zamanādar böyle ġarar almıslar ki şurda Totaú kóyü var, Totaú dėriz. Ordan bir gisi, Ġaracaviran kóyü var, ordan bir gisi, bizim burdan bir gisi İstanbul’a gidiyollar padişaha. Varmışlar.

(3) O zamana padışah çıkarıñ fermanıñızı dimiş. Çıkarmıslar ki, e ferman, ferman  āli Türķ fermanı. O zamanādar burdakı  ġaymakama yazmıs. Ġaymakamımız da Boratlı’nıñ Sivri kóyünde otururumus. Burada daha  şiylik yoğumus. Yeñi geldikleri içún. Kaza falan, Haymana kazası yoğumus.

(4) O zamanādar dimis ki, buranıñ  ġaymakamlığına, parmāmı uzadırsam gózünü çıkarrım dimis, böyle bir asirete, sen niçún yer vėrmediñ? Derhal vėreceksiñ dimis. Sultan Hamid Han Haziretleri, bunu diyen.

(5) Velāsılı kelam, bu  şekilde bu kóy  ġuruldu. Horasan’dan gelmişler. Horasan, bu ġıple tarafındaymış. Yani góya yurdumuzuñ, öle didiler. Bilmiyim ben ya. Gelmisler, cesurane reçberlik yapmıslar. Efendime sålim. Hālen devam edip gidiyor, yurdumuzda reçberlik.  İşde bu şekil oldu hanım ġadın ġızım.

(6) Deveniñ üsdünde gelmisler. Deve ile. Nakliyetleri deve ile gelmiśler bu kóye. Efendime sölim.  İki yüz otuz senelik mazi üzerinde kóy. Ondan evelcesi burda varımıs. Tas dóküntüleri, bilmem neleri varıdın. Bina yėri olarak bėle daş dóküntüleri vardı emme, ne tarafı oldūnu bilen yok.

– X –

(1) Biz Türķmeniz. Horasan’dan gelmeyiz. Hatda dedemiz de bey olarak gelmis, kafilesi var. Bu kóyde kafilesi. A gendisi, ne dise dutuluyor. Tarlalarıñ eñ isini gendi dutmus burda, var üç kóy var. Şurdakı Totaú kóyü, Ġaracaviran kóyü var. Bi de iki hane varımıs irelde, orada Türķmen didiler. Bunlarıñ didiler baaşları padşaha gidiyor didiler esgi zamanda.

(2) Culuk kóyü batıda, Türķmen deyil o, Türķ. (İbrahim Koyuncu’nun oğlu açıklama yapıyor: Peygamberimiz hanı  gónderiy ya. Biz Türķmenler o nāmeynen yāni biyad idiyoruz. Bu Türķler de kılısnan yāni harbınan dönenler. åle diller. Türķmenler peygamberimiziñ gónderdii nāme var ya, onunan elhamdülilĺā biz müslümanlıı ġabul itdik. Fagat bu Türķler de kılısınan. åle diller.)

(3) Benim amıcam zengin idi. Düún yapacāz. Benim de kaynanama, o ihtiyar kaynanama didi ki, Kara diller baña. Pirimiz Fadime Bacı, bizim  Ġarayı, Osmanıñ yanında indirelim, Osmanıñ davılıynan diyinci karısı neneydin. Osmanıñ anası deyilidi. Öldüyüdü onuñ anası da.

(4) O zamanlarda dimiş ki kóyüñ  āsı ol, efendime sålim bi de ōluyuñ arhasından indir, karanıñ parası baña ayit dimis. Davıl parası baña ayit dimis. Hemen çıkarmıs vėrmiś. Bės liraysa on lira vėrmis kadın. Gitdik bi davıl daa getirdik. Bi işdaha geldi iki davılınan, többeler ossuñ kóy kopiy yerinden. Ėle bi gúzel düúnümüz oldu rahmatlıınan.

Kaynak- Araştırma : Leylâ KARAHAN

Share on Facebook

Önerilerimiz:

  1. Esenköy Emirler Eski Çalış Köyü
  2. Çalış Beldesi
  3. Balçıkhisar Beldesi
  4. Çalış İlköğretim Okulu
Sayafay Facebook'a ekle
Çalış Beldesi Ağzı 1.600 defa okundu Etiketler:

3 Yorum “Çalış Beldesi Ağzı”

  1. suayip kaya :

    dogma buyume calisliyim, ama yazilardan anlamadim.bukadar anlasilmaz degil bizim dilimiz.

  2. Anonim :

    çok güzel olmuş

  3. merve arıkan :

    slm çalış arkadaşım ipeği selamlıyorum

Yorumunuz

Resminizi Ekleyebilirsiniz (jpg)